ÜYE GİRİŞİ

BAĞIŞ KUTUSU
Seçim yapılmadı
HEMEN BAĞIŞ YAP
TL

Kudüs Tanıtımı

Kudüs Tanıtımı

 Âyetlerimizi göstermek için, kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah, Sübhan’dır (bütün noksanlıklardan münezzehtir). Muhakkak ki O, en iyi işiten, en iyi görendir.”

 

(İSRÂ SURESİ 1. Ayet)

 

Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Götür müslümana selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu

Mehmet Akif İnan

 

MESCİD-İ AKSA (المسجد الأقصى)

 

     Arapçada “Aksa” en uzak mekan anlamındadır. Kâbe’ye uzaklığı sebebiyle, Allahu Teâla önceki  peygamberlerin de secdegâhı olan kutsal mekanı İsra suresi 1. ayetinde  “el-Mescidi’l Aksa” diye zikretmiştir.

Mescid-i Aksa etrafı surlarla çevrili olan 144 bin metrekarelik (144 dönüm) bir alanı kapsar. Bu alanın her hangi bir yerinde kılınan  namaz, Peygamber Efendimiz’in  (sav) bildirdiğine göre diğer mescitlere oranla 500 kat daha faziletlidir. 14 kapısı bulunan Mescid-i Aksa sahası içinde; 6 mescit, 4 minare, 15 kubbe, 12 medrese, Burak Duvarı, 26 adet su kuyusu, Abdest Şadırvanı (el-Ke’s), 30 Mastaba ( yerden yüksekçe olup üzerinde ders yapılan taş oturak), 11 Sebil, 1 Minber (Kadı Burhaneddin Minberi)  8 Kemer, 3 Revak, İslam Müzesi, Kütüphane… gibi yapılar bulunmaktadır.

 

AYETLER IŞIĞINDA  KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA

 

        Taberi: Tefsircilerin, siyercilerin ve tarihçilerin kutsal toprağın sınırlarının Irak’taki Fırat’tan Mısır’daki el-Ariş’e kadar uzandığı hususunda hem fikir olduklarını nakleder.Onlardan bazıları, Bilad-ı Şam denilen (Suriye,Lübnan,Ürdün ve Filistin) bölgelerin bir parçası olduğunu, bazıları ise Sina Dağını da kutsal topraklar içinde zikretmektedirler. el -Kurtubî, el-Razi, ve İbn Kesir Kudüs’ü ve onu çevreleyen bölgeyi kutsal toprak olarak göstermektedir.

 

Kur’an’daki  ”kutsal toprak”  kavramının tam olarak Kudüs’e işaret etmesi gerekmez. Kutsal toprak ifadesi, ya kutsal toprağın bulunduğu bölgenin bütününe, ya Kudüs’e, veyahut da kutsal toprak içerisinde yer alan herhangi bir kısmına işaret ediyor olabilir. Kur’an-ı Kerim’de doğrudan veya dolaylı olarak Kudüs’e işaret eden ayetler 21 sureye dağılmış durumdadır.İşte birkaç ayet:

 

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

 

”Kulu Muhammed’i geceleyin, Mescid-i Haram’dan kendisine bazı ayetlerimizi göstermek için,etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir.Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O’dur.” (İsra 1.ayet)

 

Buhari ve diğer hadis kitaplarında sahih rivayetlerle rivayet edildiği üzere, Hz. Peygamber (sav) Burak ile Beytü’l Makdis’e vardıktan sonra oradaki büyük ve sert  kayadan göğe çıkarıldı. Her bir gökte peygamberlerden biriyle görüştü, nice nice melekler gördü. Cennet ve cehennemin durumlarını gördü, Sidre-i Münteha’ya geçti, Allah’ın melekut aleminden bir çok acayip şeyler gördü. (Necm Suresi’nin baş tarafındaki ayetlerin tefsirine bkz.) Nihayet beş vakit namazın farz kılınması emri ile aynı gecede geri döndü.Sabahleyin Mescid-i Haram’a çıkıp Kureyş’e haber verdi.Hayret etmek ve kabul etmemekten kimi el çırpıyor, kimi elini başına koyuyordu. İman etmiş olanlardan bazıları dönüp irtidat etti (dinden çıktı). Birtakım erkekler Ebu Bekir’e koştular. Ebu Bekir; ”Eğer o, bunu söylediyse şüphesiz doğrudur” dedi. Onlar: ”Onu bu konuda  da mı tasdik ediyorsun?” dediler. O da: ” Ben onu bundan daha ötesinde tasdik ediyorum, sabah akşam gökten getirdiği haberleri yani peygamberliğini tasdik ediyorum” dedi. Bunu üzerine kendisine ”Sıddık” unvanı verildi.

 

يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الأَرْضَ المُقَدَّسَةَ الَّتِي كَتَبَ اللّهُ لَكُمْ وَلاَ تَرْتَدُّوا عَلَى أَدْبَارِكُمْ فَتَنقَلِبُوا خَاسِرِينَ

 

”Ey kavmim! Allah’ın size (vatan olarak) yazdığı mukaddes toprağa girin ve arkanıza dönmeyin; Yoksa, kaybetmiş olarak geri dönersiniz.” (Maide 21. ayet)

Allah’ın Firavun zulmünden mucizevi bir şekilde (Kızıl denizin yarılıp İsrailoğullarına yol yapılması) kurtardığı İsrailoğulları, Hz. Musa önderliğinde Mısır’dan çıkıp Filistin’in Eriha bölgesine geldiklerinde, orada hüküm süren ”Amalika” diye kuvvetli ve zorba bir kavimle karşılaşırlar.Kendilerine vaad edilen topraklara  girebilmeleri için İsrailoğullarının cihat etmeleri gerekir. Ancak, korkup şehre girmezler. Bunun üzerine, Allah emrine karşı gelmeleri sebebiyle, yollarını kaybederler ve 40 yıl boyunca, Sina yarımadasında (Tih Çölü) sürünüp dururlar. Bu isyana rağmen, mucizevi olarak kudret helvesı ve bıldırcın etiyle beslenirler. Hz. Musa (as) ve kardeşi Hz. Harun (as) işte bu dönemde vefat ederler.

İsyankar nesil tükenipte yerine yeni nesil geldiğinde, İsrailoğulları tekrar vaad edilen topraklara dönerler. Ad kavmi neslinden olan uzun boylu, iri yapılı kavimle savaşırlar ve galip gelirler.

 

فَلَمَّا أَتَاهَا نُودِي مِن شَاطِئِ الْوَادِي الْأَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ أَن يَا مُوسَى إِنِّي أَنَا اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

 

”Oraya gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından,(oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, alemlerin Rabbi olan  Allah’ım.” (Kassas 30.ayet)

 

وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ وَطُورِ سِينِينَ وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ

 

”İncir’e, zeytine, Sina dağına ve şu emin beldeye  yemin olsun.” ( Tin 1,2,3)

 

Ka’ab el-Ahbar ve İbn-i Zeyd’e göre incirden ”Şam” zeytinden ise ”Beytü’l Makdis” kasdediliyor. İbn’i Abbas’a göre ise, incir Hz. Nuh (as) Cuda dağında yaptığı mescide, zeytin ve Beytü’l Makdis’e işaret ediyor.

 

وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِي بِأَمْرِهِ إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمِينَ

 

”Süleyman’ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgarı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi.Biz herşeyi biliriz.” (Enbiya 81.ayet)

 

Kadir-i Mutlak Hz. Süleyman’a (as) öyle bir kudret vermişti ki; atlarını, develerini, cin ve insanlardan oluşan askerlerini, kısacası  tüm mülkünü rüzgara bindirir, bir kuş da onlara gölgelik yaparak sıcaktan korurdu.Rüzgar, Hz. Süleyman’ın (as) gitmek istediği yere doğru kuvvetlice eserdi. İbn’i Kesir’e göre bereketli topraklardan maksat, Diyar’ı Şam olarak bilinen (Suriye’den başlayıp Filistin’i de içine alan verimli topraklar) bölgedir.

 

وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا لِلْعَالَمِينَ

 

“Biz Onu ve Lut’u kurtararak, içinde cümle aleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık.”

(Enbiya suresi 81.ayet)

Hz. İbrahim,eşi Sara Hanım ve kardeşinin oğlu Lut (as) ile beraber putperest kavmi bırakıp bereketli topraklar olan Filistin’e yerleşmişlerdi. Bu toprakların bereketli olması hem maddi, hem de manevidir. Gerçekten de, verimli topraklar olmasının yanında, insanlığı irşad eden peygamberlerin yetiştiği veya hicret ettiği yer olup; ve yine oradan dinlerini yaymalarından kaynaklanıyor. Kurtubi tefsirindeki bazı rivayetlere göre, ‘Tatlı su’ yeryüzüne dağılıyor. Fırat ve Dicle, Orta Asya’daki Ceyhun ve Seyhun ırmaklarının da asıl kaynağının Sahra olduğu rivayetler arasındadır.

 

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَاجِدَ اللّهِ أَن يُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ وَسَعَى فِي خَرَابِهَا أُوْلَئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَن يَدْخُلُوهَا إِلاَّ خَآئِفِينَ لهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الآخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

 

“Allah’ın mescidlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harab olmasına çalışandan daha zalim kimler vardır! Aslında, bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. Dünyada rezillik onlaradır, ahirette büyük azab da onlaradır.”

(Bakara suresi 114.ayet)

 

İbn-i Abbas gibi alimler, bu ayette bahsi geçen zalimlerin hıristiyanlar oldukları kanısına varıp, “Siz ey hıristiyanlar! Nasıl cennetlik olduğunuzu iddia edebiliyor sunuz!? Beytü’l Makdis’i harap edip abidlere engel olmadınız mı!?” manasında yorum yapıyorlar.

Gerçekten de, Beytü’l Makdis Hz. Ömer (ra) tarafından fethedildiği güne kadar harap haldeydi. Hatta Kubbetü’s Sahra çöplük haline getirilmişti! Fetih günü Hz. Ömer (ra) ve sahabiler mübarek mekanı kendi elleriyle temizlemişlerdir.

 

إِذْ قَالَتِ امْرَأَةُ عِمْرَانَ رَبِّ إِنِّي نَذَرْتُ لَكَ مَا فِي بَطْنِي مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّي إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّي وَضَعْتُهَا أُنثَى وَاللّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالأُنثَى وَإِنِّي سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وِإِنِّي أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقاً قَالَ يَا مَرْيَمُ أَنَّى لَكِ هَذَا قَالَتْ هُوَ مِنْ عِندِ اللّهِ إنَّ اللّهَ يَرْزُقُ مَن يَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ

هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاء

فَنَادَتْهُ الْمَلآئِكَةُ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ أَنَّ اللّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَى مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِّنَ اللّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ الصَّالِحِينَ

 

“İmran’ın karısı şöyle demişti:”Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi)bilen sensin.” Onu doğurunca, Allah, ne doğurduğunu bilip dururken: Rabbim! Ben onu kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum, dedi. Rabbi Meryem’e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyya’yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde orada bir rızık bulur ve “Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?” der; o da: Bu, Allah tarafındandır. Allah, dilediğine sayısız rızık verir, derdi. Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi. Zekeriyya mabedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendsi tarafından gelen bir kelime’yi tasdik edici, efendi, iffetli ve salihlerdem bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler”

(Ali- İmran suresi 35-39 ayetler)

 

Tefsir alimleri, İmranın karısının “Sana adadım” derken, “Sana kulluğa” veya “Mescid-i Aksa’nın hizmetine adadım” demek istediğini yorumluyorlar. Ayetlerdeki “Mabed” ise yine Mescid-i Aksa’ya işarettir.

 

وَقَضَيْنَا إِلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الأَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَبِيرًا

فَإِذَا جَاء وَعْدُ أُولاهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَّنَا أُوْلِي بَأْسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُواْ خِلاَلَ الدِّيَارِ وَكَانَ وَعْدًا مَّفْعُولاً

ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ الْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَأَمْدَدْنَاكُم بِأَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَجَعَلْنَاكُمْ أَكْثَرَ نَفِيرًا

إِنْ أَحْسَنتُمْ أَحْسَنتُمْ لِأَنفُسِكُمْ وَإِنْ أَسَأْتُمْ فَلَهَا فَإِذَا جَاء وَعْدُ الآخِرَةِ لِيَسُوؤُواْ وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُواْ الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُواْ مَا عَلَوْاْ تَتْبِيرًا

 

İsrailoğullarına Kitap’da: ‘Doğrusu yeryüzünde iki defa bozgunculuk yapacak ve kibirlendikçe kibirleneceksiniz’ diye bildirdik. Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir. Bunun ardından sizi onlara galip getireceğiz; mallar ve oğullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı arttıracağız. Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid’e (Mescid-i Aksa) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler diye, başınıza yine düşmanlarınızı musallat kıldık.

(İsra suresi 4-7)

 

Yukarıdaki ayetleri tefsir eden alimlerin genel kanısı şu şekildedir: Allah Teala, Tevrat’ın emirlerine uymayıp azgınlık eden ve kendilerine gönderilen peygamberleri öldüren İsrailoğullarının üzerine imansız ve cebbar olan bir kavim göndererek intikam almıştır. Bu kavmin Câlut ve ordusu veya Babil Kralı Buhtunnasr ve ordusu olduğu varsayılmaktadır. İsrailoğullarının ikinci fesatlarında ise, Allah Teala Romalıları üzerlerine musallat etmiş; Romalılar ev ev dolaşarak Yahudileri katletmişler Kudüs’ü de harap etmişlerdir.

 

Yeryüzünde fesat çıkaran İsrailoğullarının ikinci defa cezalandırılmasının henüz gerçekleşmediği ikinci defa cezalandırılmanın Müslümanlar eliyle olacağı da ileri sürülmektedir. Delil olarak da aşağıdaki hadis gösterilmektedir.

 

“Müslümanlarla yahudiler çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yahudi taşın, ağacın arkasına saklanacak, bunun üzerine o taş, o ağaç yahudiyi kovalayan kimseye, ” Ey müslüman! Arkamda bir yahudi var, gel onu öldür! diyecek. Yalnız ğarkad ağacı bir şey söylemeyecek; çünkü o yahudilerin ağaçlarındandır.” (Buhari ,Müslim)

 

KAYNAKÇA

1- Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Açıklamalı Meali/Kral Fehd Mushaf-i Şerif Basım Kurumu S.Arabistan

2-Maverdi Tefsiri/Kuveyt Evkaf Bakanlığı Yayınları 1982 Kuveyt

3-Kurtubi Tefsiri/Daru’l el-Arabi Beyrut

4-Kur’an-ı Kerim ve Meal-i Kerim/ H.Basri Çantay

5-İbn-i Kesir Tefsiri/Daru’l-İhya et-Turas el-Arabi. Beyrut 1969

6-Elmalılı Hamdi Tefsiri

 

HADİSLER IŞIĞINDA  KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA

 

Mescid-i Aksa, Allahu Teâla’ya İbadet Edilmesi İçin Yeryüzünde İnşa Edilen İkinci Evdir

 

Bu konuda Ebu Zer el-Ğifâri’den rivayet edilen bir hadis şöyle diyor:
Dedim ki: Ey Rasulallah ! Yeryüzünde inşaa edilen ilk ev hangisidir?
Dedi ki: Mescid-i Haram’dır.
Dedim ki: Sonra hangisidir?
Dedi ki : Mescid-i Aksa’dır.
Dedim ki: Aralarında kaç yıl vardır?
Dedi ki : Kırk yıl.
(Buhari ve Müslim)

 

İlk Kıblemiz Mescid-i Aksa’dır

 

Berâ bin Âzib’in  (ra) rivâyetine göre, Peygamber Efendimiz (sav) ve Müslümanlar, hicretten sonra 16 veya 17 ay boyunca Beytü’l Makdis’e doğru namaz kıldılar.(Müslim)

Medine Yahudileri “Muhammed ve ashabı, biz gösterinceye kadar kıblelerinin neresi olduğunu bile bilmiyorlardı!” diyerek, Rasûlullah Efendimiz (sav) ile  dalga geçmeye ve fitne çıkarmaya  başladılar. Bu durumdan oldukça rahatsız olan Peygamber Efendimiz (sav), Allah tarafından Müslümanlara ikram olarak kıble yönünün değiştirilmesini arzulamaya başladı. Çok geçmeden; Cenâb-ı Allah sevgili kulu ve peygamberi olan Hz. Muhammed’in (sav) bu isteğini kabul etti ve hicretin 17. ayında, kıblenin Mes­cid-i Haram’a doğru çev­rildiğini bildiren şu ayet-i kerime nâzil oldu:

 

“(Ey Rasûlüm! Vahyin gelmesi için) yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Bunun için seni, râzı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Şimdi, yü­zünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ey Müminler! Siz de her nerede olursa­nız, yüzünüzü namazlarda o mescit tarafına çevirin!

(Bakara Suresi 144)

 

Mescid-i Aksa Üç Kutsal Mescitten Biridir

 

Peygamberimiz Muhammed (sav) Mescid-i Aksa hakkında şöyle demiştir:

Yolculuk ancak şu üç Mescid ‘den birine olur: Benim şu mescidime (Mescid-i Nebevî), Mescid-i Haram’a ve Mescid-i Aksa’ya.”

Bu hadis ışığında hareket eden Müslümanlar, İslam’ın ilk kıblesine duydukları saygıyı ifade etmek için 144 dönümlük bir alanı kapsayan Mescid-i Aksa’yı da“ Harem” kategorisine katmışlar ve “ Mescid-i Aksa Harem-i Şerifi” diye vasıflandırmışlardır.

 

Kudüs Kıyamette Haşir ve Neşir Yeridir

 

Hz.Muhammed’in (sav) hizmetcisi Meymûne binti Saad (ra) rivâyet ediyor:

” Dedim ki: Ey Rasûlallah! Bize Beytü’l Makdis’i anlat.

Dedi ki: ” Orası ‘Haşir’ ve ‘Neşir’ yeridir. Oraya gidiniz ve namaz kılınız. Oradaki namazın ecri (sevabı) başka yerdekilerin bin katıdır.”
Dedim ki:” Buna gücümüz yetmezse? ”
Dedi ki: “Kandillerini (Mescid-i Aksa ) aydınlatacak yağ gönderiniz. Kim bunu yaparsa, sanki
oraya gitmiş gibidir.”  ( Sünen-i Ebi-Dâvûd, İbn-i Mâce)

 

(Not: Haşr: “toplanmak, bir araya gelmek” anlamındadır. Terim olarak da, yüce Allah’ın insanları dirilttikten sonra hesaba çekmek üzere bir araya topladığı yerdir. Neşr: “yaymak, dağıtmak” veya “nuşûr yapmak” yani ölüleri diriltmek anlamındadır.)

 

Mescid-i Aksa’da Namaz Kılmanın Fazileti

 

Ebu Derda’nın (ra) rivayet ettiğine göre ,Rasulullah (sav) şöyle buyuruyor:

Mescid-i Haram’da kılınan namazın başka mescide oranla yüz bin derece daha fazla sevabı var.Benim Mescidim’de bin defa daha fazla, Mescid-i Aksa’da ise, beş yüz defa daha fazla sevabı var.”(Taberani)

 

Rasul-i Kibriya Efendimiz’in Göğe Yükseltildiği Mekan

 

Hz. Enes’in (ra) rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor:

”Bana Burak getirildi ve Ona bindirilerek  Beytü’l Makdis’e getirildim.Onu (yularını) Peygamberlerin bağladığı halkaya bağladım.Mescid-i Aksa’ya girerek orada iki rekat namaz kıldım.Sonra, göğe yükseltildim.”(Müslim) 

 

Tüm Günahların  Affedildiği Yer

 

İbn-i Amr’ın rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor:

”Süleyman Beytü’l Makdis’i inşaa ettikten sonra Allah’dan üç dilekte bulundu.

-Allah’ın hükmüne uygun hüküm verebilmek (adil olabilmek),

-Kendisinden sonra hiçbir  hükümdarın ulaşamayacağı kadar mülk sahibi olmak,

-Mescid-i Aksa’ya ihlasla namaz kılmak için gelenin tüm günahlarının anadan doğmuş gibi affolunması.

Allah bunların ikisini Süleyman’a verdi.Umarım üçüncüsü de verilmiş olsun.”(Müsned-i Ahmed b.Hanbel)

 

Deccal’in Giremeyeceği Mekan

 

Cunâde b. Ebi Umeyye el-Ezdi şöyle rivayet ediyor:

”Ben ve Ensar’dan bir kişi Rasulullah’ın ashabından birine gittik.  Dedik ki:”Rasulullah’ın Deccal’dan bahsettiği hadisi bize anlat: O da anlattı. Anlattığı hadiste şu da vardı.

”Onun( Deccal’in) alameti: Yeryüzünde saltanatı kırk günde her mekana ulaşacaktır.Dört yer hariç: Kâbe, Mescid-i Nebevi, Mescid-i Aksa,Tur.”( Tur: Allah’ın Hz Musa’ya (as) konuştuğu mekan / Müsned-i Ahmed b. Hanbel )

 

Harameyn’den Sonraki Sığınabilecek Mekan

 

Ebu Zer’in (ra) rivayet ettiği bir hadiste,Peygamber Efendimiz (sav), kendisine şöyle diyor:

”Ey Eba Zer ! Medine’den çıkarılma durumunda kalırsan ne yaparsın?

Dedim ki: Gönül rahatlığıyla çıkar Mekke sırtlarındaki ”Hammam” bölgesine giderim.

Dedi ki: Oradan çıkarılırsan ne yaparsın?

Dedim ki: Gönül rahatlığıyla Şam’a ve Ardu’l Mukaddes’e giderim.

Dedi ki: Şam’dan da çıkarılırsan ne yaparsın?

Dedim ki:  Seni peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, başımı alır nereye olursa olsun giderim.”

(Müsned-i Ahmed b.Hanbel)

İYİLİKTE EN ÖNDE GİDENLERDEN OLUN
SIKÇA SORULAN SORULAR GÖNÜLLÜ OLMAK İSTİYORUM BİR
PROJEM
VAR
NOT BIRAKMAK İSTİYORUM
2017 © Tüm hakları Nisaülaksa Derneği tarafından saklıdır. İzin alınmaksızın hiçbir içerik ve görsel kullanılamaz.
Bu Site 256 Bit SSL Güvenlik Sertifikası ile korunmaktadır.